31/3/2007 - Sakal-ı Şerif
Hep bahtsız oLdugumdan yakınır dururum islerim ters gidince.Ama hayatımda oyle donum noktaları oluyor ki utanıyorum boyle dusundugum zamanlardan...
Aslında bir cok insandan cok şanslıyım.Ben O'na layık bir kul hic bir zaman olamadım olamam da ama o hic şefkatini,merhametini uzerimden eksik etmiyor.Dün Mevlid kandilinde buyuk bir surprizle karşılaşacagımı bilmeden annemi de aldım kandil programına gittik.Duyduk ki fahr-i kainat'ın mubarek sakal-ı şeriflerini goturucektik baska evlerde yapılan programlara...Elimle taşıdım nereye gittiysek.Düşünsenize dünyanın en sevdigi insandan,son peygamberden,Rabbim'in habibinden bir parcaydı elimde taşıdıgım..(s.a.v)Birçok ortuye sarılmış bir şekilde muhafaza edilen sakal-ı şerif'i acarken salavatlar nehir oldu aktı dudaklardan..Gözyaşları eşliginde onu gorduk ve inanır mısınız kabenin ortusunun kokusu vardı onda,oyle muhteşem bir koku.Umre ya da hacca gidenler bilirler; kabenin ortusu mis gibi kokar,elinizi surdugunuzde o koku elinize siner ve kolay kolay cıkmaz.İşte o kokuyu unutamam,sakal-ı şerif de oyle kokuyordu.Doyamadık ama kısıtlı bir sure oldugu icin emaneti yerine teslim etmek gerekti...
O'na oyle hasretiz ki;sakalına bile bu kadar ozlemliyken.Gelse ne olur acaba?
Yoksa Sevgili İbrahim Sadri'nin şiirindeki gibi mi olurdu?
Ne dersiniz?
işte o mubarek emanet

Eger bir gun Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,
Yalnizca birkac gunlugune aniden calsa kapinizi,
Merak ediyorum neler yapacaginizi...
Biliyorum ama
Boylesine serefli bir konuga acacaginizi en guzel odanizi,
Ona sunacaginiz yemeklerin en iyisi olacagini,
Ve inandirmaya calisacaginizi,
Onu evinizde goruyor olmaktan mutluluk duyacaginizi;
Gercekten evinizde ona hizmet etmekten alacaginiz hazzi.
Fakat soyleyin bana,
Efendimizi evinize dogru gelirken gordugunuzde,
Onu kapida mi karsilayacaksiniz?
Yoksa onu iceri almadan once, aceleyle,
Bazi dergileri, gazeteleri carcabuk saklayip
Yerine Kur'ani mi koyacaksiniz?
Peki hala Amerikan filimlerini seyredecek misiniz televizyonda?
Yoksa kapatmaya mi kosacaksiniz aceleyle,
O size kizmadan once?
Kimbilir?
Belki de agzinizdan hic cikmamis olmasini mi dilerdiniz,
Hatirlayamadiginiz en son cirkin kelimeyi...
Peki ya dunyalik muziginizi, kasetlerinizi de saklayacak misiniz?
Ve bunun yerine ortaliga,
Kitaplaginizin raflarinda tozlanmis,
Hadis kitaplari mi cikaracaksiniz?
Hemence iceriye girmesine izin verecek misiniz?
Yoksa telesla ne yapayim diyerek,
Saga sola mi kosturacaksiniz?
Merak ediyorum:
Eger Peygamber Efendimiz,
Bir kac gunlugune sizinle birlikte yasasa,
Yapmaya devam edecek misiniz,
Her zaman yaptiginiz seyleri?
Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mi?
Her yemekten sonra sofra duasi etmeyi,
Yine zor mu bulacaksiniz?
Hic yuzunuzu asmadan,
Oflayip puflamadan,
Her vakit namazinizi kilacak misiniz?
Ya sabah namazi icin,
Sicacik yataginizindan,
Erkanden firlayacak misiniz?
Peki ya yine mirildanacak misiniz,
Her zaman soylediginiz sarkilari?
Ve okuyacak misiniz,
Her zaman okudugunuz kitaplari?
Peki bilmesine izin verecek misiniz,
Aklinizin ve ruhunuzun beslendigi seyleri?
Yoksa hic bilmemesini mi isterdiniz?
Soyle diyelim yada:
Gideceginiz her yere goturebilecek misiniz Peygamberi de?
Yoksa birkac gunlugune degisecek mi planlariniz?
Tanistirmaktan onur duyacak misiniz en yakin arkadasinizi onunla?
Yoksa hic karsilasmamalarini mi umardiniz,
Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?
Simdi soyleyin acik yureklilikle,
Onun kalmasini ister misiniz sizinle?
Sonsuza dek, hep birlikte...
Yoksa rahat bir nefes mi alacaksiniz,
Ziyareti bitip gittiginde?
Gercekten bilmek ilgi cekici olabilir degil mi?
Bilmek ve dusunmek,
Eger bir gun Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse
Yapacagimiz seyleri...
Eger bir gun Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,
Yalnizca birkac gunlugune aniden calsa kapinizi,
Merak ediyorum neler yapacaginizi ...
|